İçeriğe geç

Allah dilerse ne demek ?

Allah Dilerse Ne Demek?

“Allah dilerse” ifadesi, hepimizin hayatında en az bir kez duyduğu, belki de düşündüğünde kafasında pek fazla sorgulama yapmadan, kulağa hoş gelen bir deyimdir. Ancak gelin bir dakika durup bu ifadenin derinliklerine inelim. Gerçekten ne anlama geliyor bu cümle? Ne zaman kullanılmalı, ne zaman ise aslında daha çok sorumluluktan kaçış, kolaycılık ve kadercilik gibi derin anlamlar taşıyor olabilir? Benim görüşüm net: “Allah dilerse” bazen kurtuluş olurken, bazen de bizi sorgulama ve eylemsizlik batağına sürükleyen bir kaçış noktasıdır.

Güçlü Yönleri: İnanç ve Teslimiyet

Öncelikle “Allah dilerse” ifadesinin güçlü yanlarından bahsedelim. Çünkü bu ifade, kesinlikle derin bir inancı ve teslimiyeti simgeler. Yani bir insanın kendi iradesinin, insan aklının, hatta bazen sağduyusunun ötesinde bir güç olduğuna inanmak, insanın hayatında bir rahatlık kaynağı olabilir. Bu, insanların ruhsal olarak huzur bulmasına, varlıklarını bir anlamda evrene ya da Tanrı’ya teslim etmelerine yardımcı olabilir.

Bunun bir örneğini yakın zamanda, bir arkadaşımın bir projeye başlamak için ne kadar endişeli olduğunu gözlemledim. Her şey yolunda gitse de “Allah dilerse” diyerek başlamak, onun rahatlamasını sağladı. Bunu bir tür güven arayışı olarak da görebiliriz. Çünkü hayat o kadar belirsiz ki, “ben her şeyimi yaptım, gerisini Allah’a bırakıyorum” demek, bir tür içsel barış yaratabilir. Gerçekten, insanın ellerinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra, bir noktada teslim olmak, psikolojik olarak yükü hafifletebilir.

Zayıf Yönleri: Sorumluluktan Kaçış

Ama durun, burada bir noktayı atlamamamız gerekiyor. Her zaman “Allah dilerse” demek, bazı durumlarda sorumluluktan kaçmak, hareketsiz kalmak ve en basitinden kendi eylemsizliğimizi gizlemek anlamına da gelebilir. Bakın, sürekli “Allah dilerse” demek, hayatta karşılaşılan zorluklara karşı daha pasif, daha kaderci bir yaklaşımı doğurabilir. Yani, bazen bu cümleyi söylerken arkasına saklandığımız gerçek, aslında biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirmiyoruzdur.

Bunu, “ya Allah’tan gelen bir şey varsa?” diye sorarak geçiştirmemek gerekiyor. Gerçek şu ki, bir insan işine dört elle sarıldığında, düşüncelerini netleştirip çabalarını doğru bir şekilde yönlendirdiğinde, Allah’ın da iradesi ile bir şeyler olur. Ama her işin sonunu sadece “Allah dilerse” diyerek bağlamak, bizim çabamızın yerini tek bir noktaya sıkıştırmak, daha doğrusu hayatta hiçbir şey için sorumluluk almamak demek olabilir.

Bir arkadaşım geçenlerde iş görüşmesinden çıkarken bana “Nasıl geçti?” diye sordu. Cevabımda “Allah dilerse,” dedim. Şimdi, bu cevap bana göre çok da rahatlatıcıydı. Ama başka bir açıdan bakınca, belki de biraz tembellik etmiyor muyum? Kendimi sadece Allah’ın iradesine teslim edip, başka hiçbir şey yapmamak… Tabii, burada sormamız gereken sorular var: Bunu gerçekten kalpten inanarak mı söylüyoruz? Yoksa sadece sonucu beklemek, bir anlamda konforlu bir pozisyonda olmak mı?

“Allah Dilerse” ve Kadercilik

“Allah dilerse” kelimesinin bizi tıkadığı bir başka tuhaf nokta ise kaderciliktir. Kadercilik, insanlar için bazen bir nevi kurtuluş olabilir. Hepimiz zaman zaman hayatın kontrolümüz dışında gelişen durumlarla karşı karşıya kalırız. Bu tür durumlarda, “Allah dilerse” demek, bir anlamda içsel rahatlık sağlar. Ama ne yazık ki, bazıları için bu kelime, hareket etmeyi ve değişim yaratmayı engelleyen bir set haline gelir.

Düşünün, iş hayatında sorun yaşayan birinin her gün “Allah dilerse” demesi, gerçekten durumu değiştirebilir mi? Belki evet, belki hayır. Ancak, o kişi de şu soruyu kendisine sormalı: “Benim ne gibi bir katkım var bu durumu değiştirmek için?” Yani hayatın büyük kısmını, sürekli “kaderimdir” diyerek geçiştirmek, insanı bir noktada hem ruhsal hem de maddi olarak duraklatabilir.

Yani, Ne Yapmalıyız?

Bence mesele şu: “Allah dilerse” demek, hayata ve bir güç üstüne inanmak elbette önemli. Fakat bu cümlenin bir sınırı olduğunu unutmamalıyız. Hayatta bizler de aktif olmalıyız. Çaba göstermeli, kararlar almalıyız. Bir şeylerin olmasını beklemek yeterli değil. Yani biz kendi eylemsizliğimizi, “Allah dilerse” diyerek geçiştirmemeliyiz. Aksi takdirde, hayatta ilerlemek için gerekli olan enerjiyi ve motivasyonu kaybedebiliriz.

Bunun tam tersi olarak, bazen de çok fazla kendimize yüklenmektense, bir şeyleri bırakmak ve Tanrı’ya güvenmek gerekiyor. Her şeyin sonunda her şeyin bir anlamı vardır belki de. Ama bu “her şey”in büyük kısmı, bizim çabamız ve inancımızla şekillenir.

Sonuç Olarak…

Sonuçta, “Allah dilerse” bir bakıma hayatımıza yön verirken, aynı zamanda bu kadar kolaycı olmamalıyız. Evet, içsel güven sağlayabilir ve bazen kaderin işlediğini kabul edebiliriz. Ama aynı zamanda, kendi sorumluluğumuzu almadan sadece beklemek, hayatı pasif bir şekilde yaşamak anlamına gelebilir. Hayat bir denge meselesidir ve bu dengeyi kurarken “Allah dilerse” ifadesini sadece bir güven kaynağı olarak almalı, fakat hayatımızı değiştirmek için aktif bir rol üstlenmeliyiz.

Sizce “Allah dilerse” gerçekten rahatlatıcı bir ifade mi? Yoksa bazen sorumluluktan kaçış mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
ilbet