Xezek Neresi? Bir Kez Daha Kaybolan Yer
Bazen hayat sana bir soru sorar ve o soruyu cevaplarken aslında çok başka bir şey keşfettiğini fark edersin. Bu yazı da tam olarak böyle bir şey. “Xezek neresi?” sorusu, bana içimde yıllardır biriktirdiğim, anlamını tam bilemediğim bir yerin kapılarını açtı. Her şey, bir sabah Kayseri’deki odama gelen bir mesajla başladı.
O An ve İlk Kez Duyduğum O Soru
O sabah, pencerenin kenarında kahvemi içerken telefonum çaldı. Kimseyi beklemiyordum, bu yüzden biraz garip geldi. Telefonu açtım ve karşımdaki ses tanıdık bir arkadaşımınkine benziyordu ama sesindeki huzursuzluk beni hemen endişelendirdi. “Biliyor musun, Xezek neresi?” dedi.
İlk başta ne olduğunu anlamadım. Hangi şehir, hangi kasaba, hangi köy? Xezek adını daha önce hiç duymamıştım. Biraz da şaşkınlıkla, “Xezek mi?” dedim, “Neresi o?” İçimden kaybolan bir yerin adını duymuş gibi hissettim. Sanki bir parçamı kaybetmiştim ve o kayıp parçayı bulacakmışım gibi bir his vardı ama aynı zamanda içimde bir kaygı da oluştu. “Neresi olduğuna karar veremedim,” dedim. Yalnızca bu isyanla, kalbimde bir boşluk daha açıldı.
Anlamını Ararken
Bir yandan Kayseri’nin sakin, huzurlu havası dışında, içimde karışık duygular vardı. Xezek kelimesini ne zaman ve nerede duysam, gözlerimde bir belirsizlik belirecek gibi hissediyordum. Hani bir yer vardır ya, sanki oraya gitmek istersiniz ama bir türlü ulaşamazsınız. İşte Xezek de tam o yerdi. Kısa bir araştırma yaptım, haritalarda yoktu, ama birçoğumuzun kaybolduğu yerlerin dışında bir yerdi. Hızla o isyanla söyledim: “Hadi canım, nereye ait olduğunu söylesene?” Ama ne olduğunu da bilmek istemiyordum. İçimde bir arayış vardı, ama bende bu arayışı bulmaya gücüm yoktu. O gün, bana ‘Xezek’ sorusu sorulmuştu ama bu soru başka bir anlam taşımaya başlamıştı.
Biraz daha dikkatli düşündüm, “Xezek” aslında belki de bir yerin adı değildi. Bir dönemin kaybolan, unutulmuş, silinmiş bir hatırası olabilir miydi? Geçmişin tozlu raflarından bir fotoğraf gibi, zamanla kaybolan ve unutulan bir isim? “Xezek” bana kaybolmuş bir zamanın, geçmişin derinliklerinden gelen bir yankı gibi geldi.
Xezek’te Kaybolan Umutlar
Xezek, aslında bir yer değil, zaman içinde kaybolmuş bir umut, belki de unutulmuş bir hayatın adıydı. Zihnimde kaybolan yıllara, kaybolan hayallere dair bir şeyler çağrıştırıyordu. Bazen insanların geçmişi, ruhunun derinliklerine işleyen kayıplarla şekillenir. İşte Xezek, bana tam olarak kaybolan zamanların bir yansıması gibi geldi. Ne kadar ararsam arayayım, o kaybolan geçmişi, o kaybolan umutları geri getiremeyeceğimi düşündüm. Xezek, bir yanda kaybolan bir insanın adıydı, diğer yanda ise yaşamadığın bir hayatın hayalini taşıyordu.
Bazen bir yerin ya da kelimenin anlamı, ona yüklediğimiz duygulardan başka bir şey değildir. Xezek’in kaybolmuş, kaybedilmiş bir yer olduğunu düşündüm ama gerçekte o yer, içimdeki boşluğa dokunan bir anlam taşımaktan başka bir şey değildi.
İçimdeki Kaybolmuş Yer
O gün, Xezek’in neresi olduğunu öğrenmedim. Ama anladım ki, Xezek aslında bir yerdir, bir zamanın kaybolmuş anı, bir hayalin, bir umut parçasının adıydı. Kaybolan o anı, o yerin duygusunu ararken, içinde kaybolduğum bir başka yeri fark ettim: Kendi içimdeki kaybolan zamanları ve unutulmuş hayalleri. Belki de Xezek, bana kaybolmuş o anları hatırlatan bir ad.
Bazen insanlar, hayatlarını daha anlamlı kılmak için kaybolmuş yerlerin peşinden giderler. Kaybolan zamanları geri getirmek, kaybolan umutları bulmak için… Ama, belki de asıl kaybolan şey, o yerleri ararken içimizde bulduğumuz boşluklardır. İçimde hissettiğim o boşluk, aslında aradığım yerin adıydı. Ve her geçen gün, biraz daha anlam kazandı. Xezek, aslında kaybolan yerlerin simgesiydi. Bunu fark ettiğimde, derin bir nefes aldım. Her kaybolan yer, bir zamanlar bulunduğumuz yeri ve o yerin bize kattığı anlamı da hatırlatıyordu.
Sonuç: Xezek, Bir Adın Ötesinde
Xezek, ne bir kasaba, ne de bir şehir. Xezek, bir kaybolan zamanın, bir unutulmuş hayalin, belki de kaybolmuş bir parçanın adıdır. Ve belki de, kaybolan yerleri ararken, içimizdeki kaybolan yerleri de keşfederiz. Xezek, bana sadece bir soru değil, kaybolan umutları, kaybolan zamanları ve kaybolan anlamları sorgulatmıştı. Bu kaybolan yer, belki de arayışın kendisiydi.